Altın Madalyayı hak eden halis Bolu ürünleri

Hilesiz hurdasız üretim yapan, Bolumuz’un gerçekten korunması gereken yüz akı marka halis-mulis Bolu ürünlerini desteklemeli ve korumalıyız diye düşünüp dururken, Hitit Yoğurtları’nın sahibi Aykut Ağabeyimizin vefatı nedeniyle, gecikmeli de olsa bu konuyu yazmalıyım dedim.

Korumamız ve desteklememiz gereken saf ve katışıksız ürünlerimizden birisi Hitit Yoğurtlarıdır. 1964 yılında üretime başladığı yaklaşık 50 yıldan beri sütüne hile katmadan, raf ömrünü uzun tutmak için katkı maddesi kullanmayan Hitit Yoğurtları, plaketle falan değil, altın madalya ile ödüllendirilmeliydi bugüne kadar. Piyasa şartlarında maliyeti düşük tutarak rekabet edebilmek için, süt yerine süt tozu, raf ömrünü uzun tutmak için katkı maddeleri, yoğurdun sulanmasını önlemek için domuz jelatininin bile kullanılırken, Aykut Ağabeyimiz hiçbir hileye hurdaya kaçmadan, mütevazı mandırasında yarım asırdır adam gibi yoğurt üretiyor. Benim gibi birçok kişi Büyüksu’nun kenarındaki bu mütevazı mandıraya kadar giderek aldığımız hakiki yoğurdu, keyifle yiyoruz.

Öyle tahmin ediyorum ki uzun bir süredir mandıranın başına geçen damadı çok sevgili arkadaşımız Murat Sarıkaya ile Hitit Yoğurtları Bolu halkına daha uzun yıllar hilesiz hurdasız yoğurt yedirmeye devam edecek.

Bu vesile ile son 20 yılda kendisini tanıma şerefine nail olduğum Aykut Ağabeyimiz'e Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyorum.

Karacağaç’ta üretilen Ladin Ekmek adeta tiryakilik yapıyor. Ladin Emek Ekmek markasıyla üretilen patatesli köy ekmeği, çavdar ve tam buğday ekmekleri, ununda katkı maddesi bulunmayan son derece leziz ekmekler yapıyor. Bolu dışında birçok ile kargoyla, İstanbul ve Ankara’ya haftada 3’er sefer minibüsle gönderiliyor. Ladin ekmek ürünlerinin birçok ilde adeta tiryakileri oluşmuş durumda. Bolu’ya gidip gelen herkese Ladin Ekmeği sipariş ediliyor. Hediyelik olarak kabul görüyor.

Firma sahibi arkadaşım Ayşe Kocagöz üretime başladığı günden bu yana oldukça uzun soluklu yorucu bir mücadele verdi. Ayşe’nin büyük bir sabırla istikrarı koruyarak ürettiği ekmekler, artık her yerde aranan bir marka haline geldi ama derseniz ki para iyi para kazanıyor. Bende derim ki hayır düşündüğünüz gibi değil. İşini doğru yapan üretici, öyle çok paralar kazanamaz çünkü. Kendi yemeyeceği ürünü, müşterisine satmayı kendisine utanç vesilesi olarak gören kişi, hileye hurdaya kaçma kurnazlığı yapamayacağı için para kazanamaz ancak ve ancak çarkı döndürecek kadar kazanır.

Çok sevdiğimiz patatesli köy ekmeğini Türkiye çapında tanıtan ve sevdiren ve adeta tiryakilerini oluşturan Ayşe Kocagöz’ü tebrik ediyorum. Bolu adına güzel işler yaptığına inanıyorum, bu nedenle de ödüllenderilmesi gerektiğini düşünüyorum.

İmren’in çikolatası, kurabiyesi ve ekler pastası. Bolu’da neredeyse tam bir asrı tamamlamak üzere olan en eski markalarımızdan biridir İmren. 1927 yılından beri yine hiçbir hileye hurdaya kaçmadan, çikolata, kurabiye, ekler pasta ve kolonya üreterek dededen kalma çarkı döndürmeye çalışan İmren Markamız da, üretimde doğruluk dürüstlük sembolüdür adeta.

Birçok çikolata üreticisi çikolata yerine kokolin (peynir altı suyu) kullanırken, İmren gerçek çikolata kullanmaktan hiçbir zaman ödün vermemiştir. Birçok pastaneye artık toz şeker kapısından içeri girmez olduğu halde (ucuz ve kanserojen olan mısır şurubu kullanmaktadırlar çünkü), İmren halen daha kurabiyelerinde, ekler pastasında ve çikolatalarında toz şeker kullanmaya devam etmektedir.

Aynı Hitit Yoğurtları’nda olduğu gibi mütevazı bir şekilde butik üretim yapıyorlar. Bolu’da herkes tarafından beğenilen ve aranılan ürünleriyle, bu firmamız da altın madalyayı çoktan hak ediyor.

 

Kamuran Alagözoğlu

Kaynak : Bolunun Sesi detay için tıklayınız